love!

love!

(Kaynak: didemonurmen)

olabilirsin

şimdi öpüyorum seni,

dediklerimi unutma,

içinde, kalbinin en kenarına küçücük bir yerine oturt beni,

ve ordan sana hep söylediklerimi haykırıyor olayım.

dediklerimi,

duy. kalbinde hisset.

hissdersen her an

kazanırız.

ama kalbinin en kenarında küçücük bi yerinde oturmama dikkat et.

çünkü kalbinin hiç bir yerini kaplamak istemiyorum, o tamamen sanatın için, aşkın için çarpsın istiyorum.

onu yormak istemiyorum biliyorum ki zaten o bu yorgunluğuna rağmen yorgunluğu unutmaya çalıişan bir çocuk.

bak yorgunluğunu unutmaya çalışan demiyorum,

tümüyle yorgun sıfatını unutmaktan bahsediyorum.

seni çok seviyorum.

şimdi hoşça kal 

bana bir şey söyleme,

çünkü bu konuşma sonrasında benim kalbimin küçük köşesindeki sen bana cevap verdin çoktan. 


Bir narım ben

Dışı masum ve saf katmanlarıyla kat katı; içi dolu, her bir taneden çıkan kırmızıyla kan akıtacak kadar yoğun. Akıtmadım kan bu zamana kadar kendimden yada başkasından. Hep en acı için sakladım kanımı, katmanımı. Ne dışımdaki o sert kılıfa çarptı insan, ne içimdeki o kan da boğuldu. Biriktiriyorum bu insandan topladıklarım kan ve katmanı, her ikisi de kendim için. Sabırlı olma cezası içinde son nefesim şerefine.
Anladım hep insanı, insanları. Canımı yaktıklarında da kafamı doldurduklarında da anladım. Pişman olmadım, karşılığını fazlasıyla adım. Bu nedenle şimdi düşündüğüm kendime verebileceğim en güzel armağanım kanım.
Anlatandan ziyade gösteren olmaktı hedefim. Oldum. İnsan kazanmaya, kaybetmeye çalışmadım. İnsana birer adımda bir gösterdim, o gördüklerini son gün topladı hep. Topladıklarını ilk günle kıyasladı sonra.
Ben değişmek istedim, her defasında onun bana kattığı renkte yürüdüm. O değiştiğinde başka bir renkle.
Öz rengim siyah o zaman benim. Karanlık holün sonundaki beyaz oda da otururdum  geceleri. Öz rengim beyaz o zaman benim.

Yarın hepiniz biraz daha yaşlanırken, biraz daha güleceksiniz. Sonra kahkahalara boğulup güle güle gideceksiniz. 
 

"Ìnsan teklikelidir.Kendini insana adarsan, insanin acilariyla icinde acilan o tünel, o yara, seni delilige tasir.Fakat delilik, özgürlüktür."

Zamanla ses çıkar

Tekrarlar.

Ben kucucuktum daha, bir 15yili rahat var, koltukcu degismedi evin altindaki.biz antalyaya gittik geldik… hic konusmadik o koltukcuyla ama taniriz birbirimizi cok yakindan. Dogdugum gunden bu gune kadar hemen hemen her iyi kotu aniya tanik oldu. hemen yanindaki ipek matbaa, yanindaki televizyoncu, onun yanindaki gozlukcu, kosedeki bakkal ve karsi apartmandaki tulin teyze. Simdi haberleri yok ama yine bir mutluluga tanik olmaktalar. Koltukcu dukkanin onunde sandalyesi bir saga bir sola bakiyor, bakkal aksam ekmeklerini satiyor, tulin teyze icerde huysuz kocasina hazirladigi corbasini sunuyor.hava sicak. Bence bugun istanbul bu yazi ilk kez iliklerine dek hissetti. ben usulca yari belime kadar sarktim, bir zamanlar sadece parmak ucuna ciktigimda sokagi gordugum camdan. Artik sahile kadar gorebiliyorum ufugu burdan. Bizim arabayi bekliyorum camda. Yillar once Ataturk un bize biraktigi o cocuk sicakligi icin bu heycan. Ne adam. Yil 2012. Hala ayni cocuklar ve hala ayni heycan..

"Siagaramın dumanını ışık topluyor, gülüşlerin yumuşak tenimde yuvarlanıyor.
Ve biz seninle yıldızların dünyadan görünmeyen yüzünde sevişirken, zaman soğuk ve titrek elimi tutuyor."

Sana sarılmak, tüm dünyalardan saklanmak gibi.

Sana sarılmak, tüm dünyalardan saklanmak gibi.

Saygı duyuyorum.

Günler seçtiğimiz periyotta ilerler.

Şarkılar alışılmışlığımızın  dışında çalmaz.

Renkler anladığımız kadar mavidir.

Sözcükler seçtiğimiz  yolda cümleleriyle buluşur.

Günler seçtiğimiz periyotta ilerler,

İstediğimiz treni kaçırırız,

Beklediğimiz vapura bineriz,

Hep yürümek istediğimiz kaldırımdayız,

Almak istediğimiz bileti almışız.

Ağzımıza gelen şarkıyı söylerken…hep

Dudağımıza değen her teni öpmeyiz.

Herkesin gözlerini kapatmasına izin veremeyiz. 

Hep uyumayız, her zaman dinlenmeyiz,

Genelde yorulmayız.

Günler seçtiğimiz periyotta ilerlerken; nefesimizi adımlarımızın arkasına sakladığımız da her zaman bulamayabiliriz.  

Anonim sordu: Sen hala pazar mısın ?

bugün çarşambayım

“You`re my river running high, run deep run wild.”

(Kaynak: youtube.com)

[Flash 9 is required to listen to audio.]
Beirut – In The Mausoluem (3 oynatma)

Bu gece yatağa yattığımda erken yatağa girmiş çocuklar gibi sıkılmak, karanlıkta ara ışıklarının eşyalara yansımasından eşyaları çeşitli yaratıklara benzetmek istemiştim, ama saat birden 4 oldu. Şimdi hemen uyuyacağım.

Bu bir unutkanlığın defteri.Ve, kulağın arkasında kalan bir saçın hikayesi… Bu bir kabak tarlasında inadına sarı kalan, yalnız, yapayalnız kabağı anlatır yada anlatmaz. …Sonunda tüm kabaklar serbest bırakıldı. Hepsi aynı vitaminde olabilmeyi başardı.Bugüne kadar hiç bir kabak patlıcana bağlı çalışmadı.Bu cümleyi böyle, buraya, hemen şuracığa kazımak istiyorum. “Ben pes etmemeyi annemden öğrenmişim, ama bazen vazgeçmek gerek, bunu da anneme öğretmeliymişim.”  ***Biz çoğu zaman bazı aşklar kabak tadı vermeye başladı diyorsak bu kabağı sevmediğimizden değildir. Aşka küsmüş olduğumuzdan yada o aşkın doyumsuzluğundan da değildir. Kabak tadı sadece bir aşikârın buhranıdır, hüsranıdır, en az göz yaşı dolu olduğu kadar yarında doludur. 

Bu bir unutkanlığın defteri.
Ve, kulağın arkasında kalan bir saçın hikayesi…

 
Bu bir kabak tarlasında inadına sarı kalan, yalnız, yapayalnız kabağı anlatır yada anlatmaz. 

Sonunda tüm kabaklar serbest bırakıldı. Hepsi aynı vitaminde olabilmeyi başardı.Bugüne kadar hiç bir kabak patlıcana bağlı çalışmadı.

Bu cümleyi böyle, buraya, hemen şuracığa kazımak istiyorum. “Ben pes etmemeyi annemden öğrenmişim, ama bazen vazgeçmek gerek, bunu da anneme öğretmeliymişim.” 
 
***

Biz çoğu zaman bazı aşklar kabak tadı vermeye başladı diyorsak bu kabağı sevmediğimizden değildir. Aşka küsmüş olduğumuzdan yada o aşkın doyumsuzluğundan da değildir. 
Kabak tadı sadece bir aşikârın buhranıdır, hüsranıdır, en az göz yaşı dolu olduğu kadar yarında doludur.
 


coksacmaya:

Let’s go to seaside!

<3

OKUL KALDIRIMLARINI, YÜZ SÜRDÜĞÜM GÜZEL ŞEHRİMİN OTOBÜS, VAPUR VE TRENLERİNİ KULLANARAK ULAŞTIĞIM YATAĞIMA AYAKKABILARIMI ÇIKARMADAN DALDIM. YATAĞIM, ODAM SABAHKİ TELAŞTAN HALCE SAKİN, RENKÇE EN PASTEL SAATİNDE. TÜMÜYLE GÜNEŞ KRİSTAL PERDEDEN İÇERİ.
SEZEN-SERTAP DOLAYLARI, GÖZ KAPAKLARIMDAN ISINMAYA BAŞLAYAN; KALP, GÖBEK, YÜZ.
GÖZLERİM KAPALI İKEN GÜNEŞİN SAYESİNDE KOYU TURUNCU OLAN KARANLIKTA BEYNİME DOLAN, HADDİNİ BİLDİRMEM GEREKEN, LAKİN BENİ BİRAZ OLSUN ESİR ALMASINA SESSİZ KALDIĞIM HAYAL GÜCÜM.

HADİ ISINDIYSAK BİRA İÇMEYE GİDELİM. 
 http://fizy.com/#s/1ajc43